Cilt:4 Sayı:1

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

MAKALELER

İdari Yargılama Hukukunda Kamu Düzenine İlişkin İptal Sebepleri

Fransız hukukunda hukuka aykırı idari işlemlerin geçmişe etkili olarak hukuk düzeninden kaldırılmasını sağlayan yetki aşımı davasında idari yargı yerleri davanın değişmezliği ilkesinin bir sonucu olarak davacının ileri sürdüğü hukuka aykırılıklar ile bağlıdır, bunun ötesine geçemez. Yargı içtihadı ile getirilen bu kuralın istisnasını yine içtihadi nitelikte olan kamu düzenine ilişkin iptal sebepleri oluşturur. Kamu düzenine ilişkin iptal sebepleri Fransız Danıştay’ı Consel d’État içtihatları uyarınca yetkisizlik, kanunun uygulama alanının ihlali ve sınırlı sayıdaki ağır hukuka aykırılık halleridir. Kamu düzenine ilişkin iptal sebeplerini, yargılamanın her aşamasında davacı ileri sürebilir, idari yargı yeri re’sen gözetir. Çelişme ilkesinin korunması için Fransız İdari Yargı Kanunu’nda yer alan hüküm uyarınca, kamu düzenine ilişkin karar verileceği ihtimalinde taraflara bu konudaki görüşlerini sunması için imkân verilmektedir. Buna karşılık Türk idari yargılama hukukunda davanın değişmezliği ilkesinin kapsamı, talep sonuçları ile sınırlıdır. Türk hukukunda iddia ve savunmaların genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, iptal sebeplerini kapsamamakta, İYUK 20’nci maddesinde yer alan re’sen inceleme yetkisi kapsamında Türk idari yargı yeri, davacı ileri sürmese dahi hukuka aykırılık hallerini re’sen gözetmektedir. Türk hukukunda ise çelişme ilkesini bu ihtimalde koruyan bir hüküm yer almamaktadır.

Vergi İnceleme Sürecinde İnceleme Elemanları Tarafından Delil Toplamak İçin Başvurulan Araç ve Yöntemler

Türk vergi sistemi beyan esasına dayanmaktadır. Beyan esasına dayanan bir vergi sisteminde en önemli sorun, vergi kayıp kaçağının önlenmesidir. Bunu sağlamak için mükellefin beyanlarının doğru olup olmadığının düzenli bir şekilde kontrol edilmesi gerekmektedir. Bunun kontrolünü sağlayan en önemli denetim aracı vergi incelemesidir. Vergi hukukunda delil ve ispat konusuyla ilgili olarak büyük ölçüde takdiri (serbest) delil sistemi ve delil serbestliği ilkesi benimsenmiştir. Vergi inceleme sürecinde inceleme elemanı yargılama sürecinde hâkimin/mahkemenin üstlendiği gibi bir fonksiyon üstlenmektedir. Yargılama sürecinde olduğu gibi, inceleme sürecinde de inceleme elemanı tarafından delillerin toplanması ve delillerin değerlendirilmesi süreçleri yaşanır. Takdiri delil sisteminin benimsendiği vergi hukukunda vergi inceleme sürecinde delil olma niteliğine sahip olan her şey delil olarak kabul edilir ve her delil inceleme elemanı tarafından serbestçe değerlendirilir. İnceleme elemanı bütün bu değerlendirmelerin sonucunda vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetine uygun bir matrah tespitini ortaya koymaya çalışır.

Evrensel İnsan Hakları mı Kültürel Görelilik mi? Aristoteles, Kuçuradi ve Kant’ın Düşüncelerinde İnsan Olanakları ve Hakları

Felsefe tarihi, insan kavramı ve insan onuru üzerine yürütülen düşünsel tartışmaların tarihi olarak okunabilir. Günümüzün gelişmişlik düzeyiyle çelişen insan hakları ihlalleri, insanın ne olduğu ve insana değer yükleyen unsurların yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, insan haklarının evrenselliği ile kültürel göreliliği arasındaki kuramsal gerilim ekseninde, insan kavramı ve insan olanakları üzerine felsefi temelli bir çözümleme yapılmaktadır. Çalışma, insanı olanaklarını gerçekleştirme yönünde ilerleyen bir varlık olarak ele almakta ve bu bağlamda hem etik-felsefi hem de hukuki bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmada Aristoteles’in erdem etiği ekseninde şekillenen insan olanakları anlayışı, Kuçuradi’nin etik temelli ancak pozitif hukukla ilişkilendirilebilir insan hakları görüşü ve Kant’ın akıl ve özerklik temelinde savunduğu evrensel hak anlayışı karşılaştırmalı olarak incelenmektedir. Bu üç filozofun farklı ontolojik ve epistemolojik temellerden hareket etmelerine karşın, insan haklarının evrensel bir düzlemde nasıl temellendirilebileceği sorunu karşısında sundukları çözüm önerileri, kültürel göreliliğe karşı eleştirel fakat temkinli bir evrensellik anlayışını mümkün kılmaktadır. Çalışmada ayrıca pozitif/negatif yükümlülük ayrımı, ayrımcılık yasağı ve temel hakların asgari içeriği gibi güncel hukuki kavramların, söz konusu felsefi sistemlerle nasıl ilişkilendirilebileceğine de yer verilmiştir.

Algoritmik Vergisel Denetimde İspat Yükü

Bu makalede son yıllarda vergisel denetimlerde artan dijitalleşme ve algoritmik analiz sistemlerinin ispat yükü bakımından yerleşik hukuki çerçeve üzerindeki etkisi ele alınmaktadır. Türk vergi hukukunun temel normlarından biri olan Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesi hem vergiyi doğuran olayların tespitinde hem de ispat yükünün dağılımında kritik bir rol oynar. Ancak algoritmaların karar alma süreçlerine dâhil olması klasik ispat anlayışını sorgulatmakta ve vergi idaresi ile mükellef arasındaki güç dengesini yeniden şekillendirmektedir. Özellikle algoritmik sistemlerin ürettiği risk skorları ve olağandışı işlem işaretleri çoğu zaman herhangi bir gerekçe sunulmadan denetim başlatılmasına neden olmakta ve mükellefin savunma imkânlarını zorlaştırmaktadır. Bu çalışmada algoritmik denetim teknikleri ile VUK m.3 hükmü birlikte değerlendirilmekte, hukuk devleti ilkesi çerçevesinde adil yargılanma hakkı, gerekçelendirme yükümlülüğü ve delil serbestisi gibi temel prensiplerin dijital denetim çağında nasıl yeniden yorumlanması gerektiği tartışılmaktadır.

İhtiyati Tedbirin Haksız Rekabet Konusundaki Uygulama Örneklerine İlişkin Değerlendirmeler

Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet hukukunda ihtiyati tedbir kurumunun ayrı bir yeri ve önemi bulunmaktadır. Bu nedenle kanun koyucu, Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 61’de haksız rekabet uyuşmazlıklarına özgü bir ihtiyati tedbir hükmü düzenlemiştir. Söz konusu maddedeki ihtiyati tedbir türlerine bakıldığında, ifa (eda) amaçlı tedbir kararlarına tekabül ettikleri görülmektedir. Bu tür ihtiyati tedbirler, haksız rekabet hukukunun amacı ve koruduğu menfaatlerle uyumludur. Gerçekten de haksız rekabete konu menfaatler genellikle kısa ömürlü olup uzun süren davaların sonuçlanmasını beklemeye elverişli değildir. Bu itibarla özellikle haksız rekabet eylemlerinden zarar gören tarafın hakkını korumak adına tedbir taleplerinin ifa amacına yönelmesi büyük önem taşımaktadır. İhtiyati tedbirin genel şartları bakımından ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri uygulanmakla birlikte, bu hükümlerin haksız rekabet yargılamasının özellikleri dikkate alınarak yorumlanması gerekmektedir. Bu çerçevede, çalışmamızda TTK m. 61’de belirtilen ihtiyati tedbir türleri ile haksız rekabet uyuşmazlıklarında tedbir kararı verilebilmesinin koşulları incelenmektedir. Ayrıca haksız rekabet hukukunda ihtiyati tedbir uygulamasının önemi ve uygulamada karşılaşılan sorunlar değerlendirilmektedir.

Arabuluculuk, Tahkim ve Arabuluculuk-Tahkim (Med-Arb) Üzerine Bir İnceleme

Özel hukuk uyuşmazlıklarında devlet yargılamasına başvurma geleneği, yüzyıllardır süregelen tarihsel ve toplumsal bir alışkanlığa dayanmaktadır. Bununla birlikte, klasik yargılamanın artan iş yükü, yargılama sürelerinin uzaması, taraflar arasındaki uyuşmazlığın zaman içinde derinleşmesi ve karar alma sürecine katılımının sınırlı kalması gibi yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğu da bilinmektedir. Nitekim son yıllarda arabuluculuk ve tahkimin hızla benimsenmesi, alternatif çözüm arayışlarının sistematik bir dönüşüme evrildiğini ve bu yöntemlerin alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak benimsendiğini ortaya koymaktadır. Çalışmamızda arabuluculuk ve tahkim yöntemlerinin genel özellikleri, ortak noktaları, farklılıkları, avantajları, dezavantajları ortaya konularak; son kısımda arabuluculuk ve tahkimin entegre edilmiş modeli olarak ortaya çıkan Arabuluculuk-Tahkim (“Med-Arb”) kavramı incelenmiştir. Bu çerçevede çalışma, yalnızca yöntemlerin betimlenmesiyle yetinmeyerek; Med‑Arb modelini; arabuluculuk ve tahkimden ayrılan yönleri, avantajları ve türleri üzerinden değerlendirerek literatüre kavramsal bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
ISSN: 2148-3760 Başlangıç: 2023 Periyot: Yılda 2 Sayı Yayımcı: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi
İYYÜHFD © 2023, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından CC BY-NC-ND 4.0 lisansıyla lisanslanmıştır.
Bu web sitesinde yer alan tüm içerikler Dergi Yönetimi sorumluluğundadır. Sorumluluk reddi beyanı için tıklayınız.