Cilt:3 Sayı:2

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

MAKALELER

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19 Şubat 2025 Tarihli ve 2024/346 Esas, 2025/59 Karar Sayılı Kararının İncelenmesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.02.2025 tarihli ve 2024/346 E., 2025/59 K. sayılı kararında, kambiyo senedinde vadenin açıkça belirtilmiş olması hâlinde, senet metninde ayrıca yer alan düzenleme tarihinin vade olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle senette birden fazla vade bulunduğu iddiasının geçerli olmadığı ve senedin geçerliliğini etkilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Anılan karar, ilgili mevzuat hükümleri, dürüstlük kuralı ve öğretideki görüşler çerçevesinde değerlendirilecektir.

Prof. Dr. Baki Kuru’nun Eserlerinde “Zamanaşımı” Kavramı

Bu çalışmada, zamanaşımı konusu Medenî Usul ve İcra-İflâs Hukukçusu Prof. Dr. Baki Kuru’nun eserlerinde yer alan açıklama ve görüşler, eleştirel bir yaklaşımla bir araya getirilerek, yeniden, okuyucuların yararlanmasına sunulmaktadır. Zamanaşımı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (“TBK”) m. 146-161 arasında düzenlenmiştir. Belli bir sürenin geçmesiyle alacak üzerinde zayıflatıcı etkisi sebebiyle borçlunun iradesine aykırı olarak ileri sürülebilmesi imkânının kaybedilmesi ve alacağa bağlı dava hakkının borçlu tarafından etkisiz hale getirilmesi sonucunu doğurur.

Cebri İcra Hukukunda Aile Konutu Şerhinin Haciz ve Satışa Etkisi

Bu çalışma, aile konutu şerhinin İcra ve İflas Hukuku çerçevesinde haciz ve satış işlemleri üzerindeki etkisini incelemektedir. Aile konutu hem bireylerin temel barınma hakkını hem de aile birliğini koruyan özel bir statüye sahiptir. Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi ile getirilen düzenlemeye göre, malik eşin tek başına aile konutu üzerinde tasarrufta bulunması diğer eşin rızasına bağlanmıştır. Ancak cebri icra gibi irade dışı işlemler bu korumanın dışında kalmaktadır. Çalışmada, aile konutu şerhinin tapuya kaydedilmesinin tek başına haczi önleyici bir etkisinin bulunmadığı, Yargıtay kararları ışığında ortaya konulmuştur. Öte yandan, “haline münasip ev” kavramı üzerinden, borçlunun ve ailesinin asgari yaşam koşullarını sağlayacak konutun haczedilemezliği de ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Meskeniyet iddiası ve bu iddianın hangi şartlarda ileri sürülebileceği, aile bireylerinin hukuki yararları açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca ipotekli taşınmazların haczi durumunda, diğer eşin rızasının aranıp aranmayacağı ve ipoteğin haczedilmezlik hakkından feragat anlamına gelip gelmeyeceği gibi konular da incelenmiştir. Elde edilen bulgular, mevcut yasal düzenlemelerin aile konutunun korunması için yetersiz kaldığını, bu nedenle ilgili mevzuatın gözden geçirilerek daha etkin bir koruma mekanizmasının geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Anonim Şirketlerde Sermaye Artırımına İlişkin Genel Kurul Kararlarının Dürüstlük Kuralına Aykırılık Nedeniyle İptaline İlişkin Değerlendirmeler

Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali, Türk Ticaret Kanunu’nun 445. maddesi ve devamındaki hükümler uyarınca; kanuna aykırılık, esas sözleşmeye aykırılık ve dürüstlük kuralının ihlâli gibi gerekçelere dayanılarak mahkemeden talep edilebilmektedir. Kanun veya esas sözleşme hükümlerine aykırılık, daha somut ve belirli nitelikte olduğu için tespiti ve ispatı görece daha kolaydır. Buna karşılık, dürüstlük kuralına aykırılık gibi soyut nitelikteki bir ilkenin ihlâli söz konusu olduğunda, bu durumun sınırlarının çizilmesi ve ispatı daha karmaşık hâle gelebilmektedir. Bu çalışma, anonim şirketlerde sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının, dürüstlük kuralının ihlâli çerçevesinde değerlendirilmesini ve bu kapsamda iptal edilebilirliğinin incelenmesini amaçlamaktadır. Bu çerçevede özellikle dürüstlük kuralının kapsamının tespitinde dikkate alınan çoğunluk gücünün sınırlandırılması, hakların sakınılarak kullanılması, eşit işlem ilkesi ve şirket menfaati ölçütleri üzerinde durulmuş ve sermaye artırım kararının bu ölçütler bağlamında iptal edilebilirliği değerlendirilmiştir.

Editöre Mektup

Bilindiği gibi, dünya, teknolojinin büyük ölçüdeki etkisi ve insanın müdahalesiyle hızla değişiyor. Ancak bu değişim öylesine hızlı ki sanki biz hukukçuların dahi adaleti sağlamakla ilgili en temel almamız gereken hususu; “etik” yaklaşımı gerilerde, arka planda, bırakıyor. Adil bir dünya yaratma; adaleti belki de bir bayrak yarışındaki bir bayrak gibi taşıma ve çevremizdeki herkese aktarma sorumluğunu üstenmiş olan biz hukukçular açısından etik bilgisiyle yaşamanın hayati önem taşıdığına olan inancımla, hatırlatıcı bir nitelikte olması açısından, bu konuya dikkat çekmek istiyorum.
ISSN: 2148-3760 Başlangıç: 2023 Periyot: Yılda 2 Sayı Yayımcı: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi
İYYÜHFD © 2023, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından CC BY-NC-ND 4.0 lisansıyla lisanslanmıştır.
Bu web sitesinde yer alan tüm içerikler Dergi Yönetimi sorumluluğundadır. Sorumluluk reddi beyanı için tıklayınız.