Cilt:1 Sayı:1

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

MAKALELER

Koruma Altına Alınan Çocukların Hukuki Statüsü

Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de, sosyal hizmet olarak en gözle görünür çalışmalardan biri de çocuklara ve gençlere yönelik hizmetlerdir. Yüzyıllardır dini ve ahlaki bir dürtü neticesinde, amatör ruhlu insanların ortaya koydukları koruma hizmetleri, bakım hizmeti modelleri dahil kamusal müdahaleyi de içeren sosyal hizmetler, özellikle ikinci dünya savaşı sonrasında daha da teknik bir boyuta taşınmıştır. Bir ihtiyaç durumunda kurumsal bakım modeli ile birlikte yürütülen “Pflege /Foster /Bakıcı (Koruyucu) Aile Modeli” uygulaması da ihtiyaçlara göre daha teknik ve profesyonel niteliği öne çıkaran ruhsatlı/ belgeli bir uygulamaya dönüşmüştür. Kanun veya yönetmeliklerde düzenleyici işlemlerdeki görevler ne kadar arttırılırsa arttırılsın, sonuçta vasıflı eleman ile söz konusu çocuklara ulaşabilme imkanı olduğu gerçeği de dikkate alınarak; daha hassas ve yetenekli kurum personelinin, sözü edilen işler için gerekli olduğu gerçeği ile, Kurumun bu alanda daha fazla efor sarfetmesi gerekir. Kurum gerektiğinde, kanunun verdiği yetkiyi kullanarak, dışarıdan hizmet satın almalıdır. Çocuk için koruma altına alınma kararının işleme alınmasından sona ermesine dek elektronik kayıt sistemi düzgün tutulmalı ve bunun için DATABANK oluşturulmalıdır. Halen kurumdan çıkanların dahi kayıtlarının elektronik ve sanal ortama aktarılması (kişisel veriler ve bilgilere saygı gösterilmek ve yasal yasaklara uymak şartıyla) gerekir. Mevcut yasal düzenlemenin yeterli olmadığı gerçeği dikkate alınarak tüm tarafların katkıda bulunacağı kanun ve yönetmelik değişikliklerine gitmek gerekir.

İş Sözleşmesinde Ceza Koşulu

Türk Borçlar Kanununun ceza koşuluna ilişkin 179-182. maddeleri iş sözleşmesine de uygulanır. Bunun dışında, TBK.m.420.’de hizmet sözleşmesine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olacağı yolundaki düzenleme, Yargıtay’ın yerleşik kararlarına uygun bulunmaktadır. İş sözleşmesinde taraflar cezanın miktarını seçmekte serbesttirler. Buna göre belirli süreli iş sözleşmesinin kalan süresine ait ücretlerinin ya da bunun katlarının ödenmesi gerektiği yönünde ceza miktarı belirlenmesi mümkündür. Böyle bir ceza koşulu Türk Borçlar Kanunun 408. maddesine göre talep konusu yapılabilecek olan, sözleşmenin kalan süresine ait ücret isteğinden farklıdır. Gerçekten tarafların iradesi özel biçimde ceza koşulu düzenlemesi yönünde ortaya çıkmış olmakla birlikte, iradeye değer verilmeli ve ceza koşuluna ilişkin hükümlerine göre çözüme gidilmelidir. Aşırı ceza koşulu hâkim tarafından talep olmasa da kendiliğinden indirilmelidir.

Kamu Avukatlarının Sorunları

Ülkemiz mevzuatında Kamu Avukatlarının sorunları vardır. Kamu avukatları, memur ve sözleşmeli personel olarak istihdam edilmektedir. Özlük hakları eşit ise eşit ücret bağlamında çözümlenmiş değildir. Vekalet ücreti sorunu da çok önemlidir. 659 sayılı KHK da sorunları eşitlik bazında çözmemiştir. Mahkeme kararlarında da değişik çözümler gözlenmektedir. Bu anlamda kamu avukatları, ortak bir başlık altında, düzenleme konusu yapılmalıdır.

Elektronik İmza Kanunumuz ve Yeni Düzenlemeler Çerçevesinde Değerlendirilmesi

Teknolojinin hızla geliştiği günümüz koşullarında artık ıslak imza olarak nitelendirdiğimiz imza biçimi de ihtiyaçlarımızı karşılayamaz hale gelmiştir. Teknoloji hız ve sınır tanımayan bir olgu olduğu için, bütün dünya insanları 20. yüzyılda ilk önce “ internet” adı verilen dünya çapında ağ ile işlemlerini gerçekleştirmeye başlamış ve internet üzerinden ticaret, alış verişlerin yapılmaya başlanmasıyla ıslak imza yerine bilgisayar ortamında bir imzaya ihtiyaç duyulmuştur. Zaman içinde elektronik ortamda kimlik tespitini güvenli bir şekilde belirlemek için güvenilir bir mekanizmanın garanti edilmesi sağlanmıştır. Güvenli bir imza yöntemi olmadan güvenli bir elektronik haberleşmeden söz etmek mümkün değildir. Böylece elektronik imza kavramı ortaya çıkmıştır.

Baz İstasyonlarının Yaydığı Elektromanyetik Zararlardan Doğan Hukuksal Sorumluluk

Türkiye’de, mobil telefonlarının bir nevi anteni ve yansıtıcısı olan baz istasyonları 5809 sayılı “Elektronik Haberleşme Kanunu” (EBK) ile bu kanuna dayalı olarak hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre kurulmaktadır. Kanuna genel olarak bakıldığında; Çevre Kanunu’na genel atıfta bulunan 26. Maddesi haricinde, elektronik dalgaların verebileceği zararlara karşı alınabilecek tedbirler ve bunların hukuki sorumluluğu noktasında düzenlemeler çok sınırlıdır. Konu ile ilgili olarak 2813 sayılı Telsiz Kanunu’nda (Tels. K.) ve 406 Telgraf ve Telefon Kanunu’nda (Telg. Telf. K.) da bazı düzenlemeler de vardır. Ancak, bu düzenlemeler zarar verici durumlarda uygulanacak hukuksal dayanakları içermemekte, tamamen elektronik haberleşmeye yönelik olarak getirilen teknik düzenlemelerle sınırlı kalmaktadır. Yine, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) muhtelif yasaların verdiği yetkiye göre çıkardığı yönetmelikler ile tebliğler de, tamamen elektronik haberleşme teknolojisinin kullanımına yöneliktir. Kanaatimize göre, baz istasyonlarının muhtemel zararlarına ilişkin olarak kanuni boşluk bulunmaktadır. Baz istasyonlarından kaynaklanan elektromanyetik zararlardan doğan hukuksal sorumluluğun belirlenmesinde, herhangi bir düzenleme olmadığından dolayı, bu sorumluluğun haksız fiil ve Türk Borçlar Kanununun (BK) tehlike sorumluluğunu düzenleyen hükmü ile belirlenmesi gerekmektedir. Gerçekten, yeni yürürlüğe giren BK’ nun 70. Maddesi, bu tür zararları üretebilecek teknolojik imkânların getirdiği risklere karşı, “genel tehlike sorumluluğu” nu düzenlemiştir. Bu düzenleme ile birlikte elektromanyetik zararlardan doğan hukuksal sorumluluğun belirlenmesi de ilgili hükme göre yapılacaktır. Uzmanların kanaatine göre, baz istasyonlarının zararlarının ortaya çıkması uzun zaman alacaktır. Ancak, bu durumda da, BK’da düzenlenen zamanaşımı süresinin ortaya çıkması mümkündür. Bu nedenle, mümkün ve muhtemel zararlara karşı kamunun ve baz istasyonları sahipleri olan GSM firmalarının birlikte finanse edecekleri “elektronik zararlara karşı özel sigorta” konusu düşünülmelidir. Öte yandan, bu elektronik zararlara ve nükleer zararlara yönelik olarak zamanaşımı süresi 30 yıla çıkarılmalıdır.

Bireysel Başvuru Mekanizmasının Temel Hak ve Özgürlükler Rejimine Etkisi

Türkiye’de bireysel başvuru hakkı, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükler için, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında söz konusudur. Ancak taraf olunmayan Protokoller kapsamında yapılacak başvurularda, bireysel başvuru hakkı kısıtlanmakta ve çelişkili durumlar ortaya çıkmaktadır. Temel hak ve özgürlükleri sınırlamada kullanılan demokratik toplum düzeni ölçütünün Anayasa Mahkemesi tarafından dar yorumlanması hakların içeriğini ve kullanılmasını sınırlandırmaktadır.

2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda Tanımlanan Manipülasyon Suçunun “Halka Arzlar” Açısından Değerlendirilmesi

Çalışmamızda, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre yapılacak halka arzlarda, Kanun’un 47/1-A-2 maddesinde tanımlanan manipülasyon fiillerinin gerçekleşip gerçekleşemeyeceğine değinilmiştir. Buna ek olarak bu çalışmada ticari hayatın işleyişi ve suçun düzenlenme amacı değerlendirilmek istenmiştir. Türk Sermaye Piyasası Kurulu halka arzı,bir anonim ortaklığın (şirket, ortaklık) kaynak ihtiyacını karşılamada başvurduğu “doğrudan finansman” yöntemi olarak değerlendirir. Halka arz, payların çok sayıda ve önceden bilinmeyen yatırımcılara çağrı veya ilan yoluyla satışı olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca payların, borsalar veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda devamlı işlem görmesi” şeklinde de tanımlar. Konuyla ilgili, takip edilecek usul ve esaslar, Sermaye Piyasası Kanunu’nda yer almaktadır. Kısaca “yapay olarak sermaye piyasası araçlarının arz ve talebini etkilemek, aktif bir piyasanın varlığı izlenimini yaratmak” olarak ifade edilen manipülasyon suçunun şekil ve şartları ile suçun niteliği, bu çalışmada açıklanmaya çalışılmıştır.
ISSN: 2148-3760 Başlangıç: 2023 Periyot: Yılda 2 Sayı Yayımcı: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi
İYYÜHFD © 2023, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından CC BY-NC-ND 4.0 lisansıyla lisanslanmıştır.
Bu web sitesinde yer alan tüm içerikler Dergi Yönetimi sorumluluğundadır. Sorumluluk reddi beyanı için tıklayınız.