Cilt: 1 Sayı:2

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

MAKALELER

Dünyada ve Türkiye’de Ceza Hukuku Reformları: İsviçre’de Cezalandırılabilirliğin Şartları

Geçtiğimiz asrın doksanlı yıllarının başında suç politikası zaviyesinden bakıldığında İsviçre, o güne kadarki ceza hukuku binasının temellerinin bir kısmının mevcut yeni suç politikası ihtiyaçlarını taşıyamadığı büyük bir şantiyeyi andırıyordu. Bu durum, evvela kökenleri Carl Stooss tarafından 1893/94 yıllarında kaleme alınan ön tasarılara kadar dayandırabilecek olan Ceza Kanunu’nun temel kaidelerinin, hiçbir zaman esaslı bir değişikliğe uğramamış olmasından kaynaklanıyordu. Cezalandırılabilirliğin koşullarının tespitinde kendisine başvurulan sistem ve metodolojinin hâlâ tamamen 19. Asırdaki ceza hukuku öğretisini yansıtıyor olması ve gerek öğretinin gerekse de uygulamanın kendilerini çoktan günün gereklerine uydurmuş olması karşısında ceza hukukunun genel hükümlerinde bir ıslahatın yapılması elzem hâle gelmişti. Müteakip sayfalar, bilhassa ceza kanuna göre cezalandırılabilirliğin şartları ile alakalıdır. Bu nedenle, ceza kanunu hükümlerinde bir diğer esaslı reforma uğramış olan hukuki neticeler mevzuuna yalnızca kısmen değinilecektir.

15 Aralık 2012 Tarihli Mısır Arap Cumhuriyeti Anayasası Genel Prensipleri

Aşağıda Mısır Arap Cumhuriyeti’nin yeni Anayasasının genel prensiplerini bulacaksınız. Mısır, Arap ve İslam Dünyası’nda her bakımdan önemli ve lider konumunda bir devlettir. Mısır iki yıldan beri “Arap Baharı” diye adlandırılan anayasal gelişmeler çerçevesinde yeni bir anayasaya sahip oldu. Anayasa için 15.12.2012 günü bir Referandum yapıldı.Referanduma Halkın % 32.9 u katıldı, katılanların ise % 63.8 i kabul oyu kullandı. Mısır Yüksek Seçim Kurulu, 25.11.2012 günü yaptığı açıklamada, Referanduma itirazların reddedildiğini ve Anayasanın kesinleştiğini ilan etti Halen daha geniş bir anayasanın yapılması arzusu da bulunmaktadır. Bu gayeyle seçilen yasama organı ve teşkil edilen anayasa komisyonu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden, yeni bir anayasa çalışma faaliyeti durmuş bulunuyor. Aşağıda Mısır Anayasası’nın genel hükümlerini, prensiplerini takdim ediyorum.

Federal Almanya Anayasa Mahkemesi’nin GG. 19. Maddesi ile İlgili Kararları

Temel Haklar ve Hürriyetler ile ilgili bir tercüme ve derlemeyi sunuyoruz. Çalışma, Federal Almanya Anayasa Mahkemesi (FAM) ile, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Eyalet Yüksek Mahkemelerinin kararlarından derlenmiştir. Ancak ağırlıklı olarak Federal Anayasa Mahkemesinin kararları esas alınmış, bu kararlar ile bağlantılı ve ilgili olduğu derecede diğer anılan mahkemelerin karalarına da işaret edilmiştir. Dikkat edilirse görülür ki, bu yüksek organlar işaret edilen kararlarında, FAM’nin kararlarındaki ifadeleri aynen veya benzer şekilde kullanmışlardır. Türkçe’ye çevrilen kararlar, esas itibariyle temel hakların özü ve bu öze dokunulamayacağını ifade eden GG (Gurundgesetz für die Bundesrepublik Deutshland/ Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası) md.19 ile ilgilidir. Bu md. üzerinde çok şey yazılmıştır ve daha da yazılacaktır. Bu md., 1961 Anayasamıza da alınmıştı.1982 Anayasasında bu md.ye yer verilmemiş,.ama benzer unsurları ifade eden md.ler (md. 12-15) yer almıştır. O bakımdan Türk Anayasa Hukuku bakımından halen de önemli ve ilgilidir.

Avukatlık Sözleşmesinin Özellikleri

Avukatlık mesleği, kökeni binlerce yıl geçmişe dayan soylu bir meslektir. Günümüzde de, önemi artan oranda devam etmektedir. Bu nedenle, kanun koyucu, taraflar arasında yapılan sözleşmelere, diğer BK hükümlerinden farklı olarak, çok sıkı sınırlamalar getirmiş ve buna karşılık da, avukatlık mesleğine “kamu düzeni” niteliği vermiştir. Kısaca, avukatlık sözleşmesi yapılırken, avukatların, bu kanuni sınırlamalara ve sözleşmenin aşağıdaki unsurları içermesine dikkat etmelidir. a- Sözleşme belli bir hukuki yardımı ihtiva etmektedir. b- Sözleşmenin belirli bir meblağ yahut değeri (ücreti) kapsaması gerekir ve bu ücretin, kanun ile belirlenmiş bir tavanı ve tabanı vardır. c- Sözleşmede, kural olarak, tarafların iradeleri belirleyicidir. Bazı konularda, kanun, tarafların ve özellikle avukatın iradesinin dışında da avukatın davaya vekil sıfatı ile bakmasını emretmektedir. d- Sözleşmede, taraflardan biri olan avukat, kanunda belirtilen şekil ve şartlarda, bu mesleği icra etmede tekel hakkına sahiptir. e- Sözleşmede avukatın, takip ettiği dava veya işte, başarısına göre yüzdelik ücret alması mümkün hale getirilebilecektir.

Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Sakatlığı ve Müeyyidesi

6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanununda (TTK), anonim şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptali, eski 6762 sayılı Kanuna nazaran farklı şekilde ve mehaz İsviçre Anonim Şirketler hukukuna uygun olarak düzenlendi. Bu bağlamda, İlk olarak, eski kanunda bulunmayan ancak öğreti ve uygulamada yer alan butlana yeni Kanunda yer verilmiştir. Ayrıca, yeni Kanunun 445. maddesinde, “kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılığa ilişkin genel iptal sebeplerinin yanı sıra, bazı maddelerde özel iptal sebeplerine de yer verilmiştir. Bunlar Kanuna yeni alınmış olan, “tevdi eden temsilcisi” (Depotvertreter), “organın temsilcisi”(Organvertreter), “kurumsal temsil”(institutionelle Stimmrechtsvertretung) ve “kurumsal temsilciler” (institutionelle Vertreter) olup, bunların genel kurul toplantılarında bazı bildirim yükümünün yerine getirmemesiyle ilgilidir.

Avukatların Gelir Vergisi Karşısındaki Durumları

Avukatlar gelir vergisi sistemi içinde tamamen ayrı ve bağımsız bir şekilde değil de, serbest meslek erbabı olarak adlandırılan mükellef kesimi içinde bütün bu kesim için belirlenen kurallara göre vergilendirilmektedirler. Bu bütünlük içinde avukatlık mesleğinin özellikleri dikkate alınarak vergilendirme süreçleri, bu bağlamda faaliyetin belirtileri, vergisel ödevleri, gelir ve giderinin nasıl tespit edildiği, kazancın nasıl ortaya çıktığı hususları incelenmiştir. Gelir vergisi stopajı karşısındaki durumları, gelir vergisi ve KDV yasalarının vergilendirme alanında aynı konuda farklı kurallar taşıyan hükümleri, tuttukları defterler, düzenledikleri belgeler, vergi ceza hukukunun avukatların da içinde olduğu serbest meslek erbabına diğer mükellef kesimlerine göre daha ağır cezalar öngörmesi konuları çalışmamızda incelenmiştir.

Çalışma Hayatının Denetiminde Yetkili Kişiler Tarafından Düzenlenen Tutanakların İspat Gücü

Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek, çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri almakla ödevlidir (AY. m. 49/2). Belirtilen nedenle devlet, 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’ndaki düzenlemelerle; - Çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder, - Sosyal güvenliğe ilişkin olan yasaların uygulanmasının denetimini yapar. Anılan görevler, teftiş ve denetlemeye yetkili memurlar ve müfettişlerce yerine getirilir. Kanun koyucu, söz konusu kanunlara koyduğu hükümlerle, çalışma hayatının izlenmesi ve denetlenmesi işini yerine getiren kamu görevlilerinin çalışma hayatıyla ilgili mevzuatın uygulanmasıyla ilgili tespit tutanaklarının, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli belgelerden sayılacağını bildirmiş, böylece, borçlarını ihlal ederek çalışma hayatının düzenini bozanlara karşı kamu yönetimini etkili kılmaya çalışmıştır.

Yaşlılık Aylığına Hak Kazanmanın İş Güvencesi Hükümleri Bakımından Etkileri

Sosyal güvenlik bakımından yaşlılık öğretide; “yaşlanmaya bağlı olarak, ferdin çalışma gücünü kısmen veya tamamen kaybederek düzenli ve yeterli gelir getiren bir iş tutamaz veya kendi geçimini kendi gücüyle sağlayamaz hale geldiği biyolojik bir durum” olarak tanımlanmıştır. Uluslararası Çalışma Örgütünün 1952 tarih ve 102 sayılı Sözleşmesine göre emeklilik yaşının üst sınırı 65 yaş olarak belirlenmiş ise de, yaşlıların çalışma güçlerini daha uzun koruyabildikleri ülkelerde bu sınırın 65’in üstünde belirlenebileceği düzenlenmiştir. Yaşlılık aylığına hak kazanmanın yaşı belirlenirken, ortalama ömürden başka, ülkenin demografik, coğrafi ve ekonomik yapısı göz önünde bulundurulur. Nitekim Türkiye’de emeklilik yaşının hem uzun yıllar hem dünya ortalamasının altında belirlenmesinin nedeni, istihdam politikası, insan ömrünün diğer ülkelere nispeten kısa olmasıdır. Oysa ülkemizde bugün ortalama ömür 69’ü geçtiği gibi, yaşlılık aylığına hak kazanma yaşının düşük tutulmasının işsizliğin azalmasını sağlamadığı da ortaya çıkmıştır. Gerçekten, enflasyon yüksekliği ve geçim şartlarının zorluğu gibi nedenler erken emekli olanları yeniden iş aramaya itmektedir. Bu da gençlerin iş bulmalarını engellemektedir.

4857 Sayılı İş Kanununa Göre Süreli Fesihte Geçerli Sebebe Dayanma Zorunluluğunun Koşulları

İş sözleşmesi işveren tarafından feshedilen işçinin, yapılan fesih karşısında korunması iş hukukunun temel amaçlarındandır. Elbette ki, işveren kendisine kanun tarafından verilen yetki çerçevesinde, haklı ve geçerli sebeplere dayandığını belirterek işçinin sözleşmesini fesih hakkına sahiptir. Ancak bu noktada feshin usulünce yapılıp yapılmadığı, dayanılan haklı veya geçerli sebebin gerçekten de var olup olmadığının tespiti önem kazanmaktadır. Çalışmamızda, işverenin süreli fesih yetkisini kullanırken geçerli sebebe dayanma zorunluluğunun koşuları ele alınmıştır. Ancak bu yetki, yalnızca belli işçi gruplarına özgü olarak kullanılabilmektedir.

Fazla ve Yersiz Tahsilata Faiz Ödemesi Alanındaki Süreç: Yasal Düzenlemeler, Yargı Kararları ve Anayasa Mahkemesi Kararı Sonucu Yapılan Yeni Düzenlemelerin Analizi

Devletin de hata yapacağı ve bu hatasını telafi etmesi gerektiği olgusu günümüzde artık bütün kesimlerin kabul ettiği bir gerçekliliktir. Devletimiz bugünlerde haksız ve yersiz alınan vergilere faiz işletmektedir. Ne var ki bu noktaya kolay gelinmemiştir. Mevcut düzenlemelerin eksik tarafları da olsa gelinen aşama önemlidir. Şu tespiti yapmak gerekir: Gelinen noktayı büyük oranda yargı kararları şekillendirmiştir. Fazla ve yersiz alınmış vergilere faiz ödemesi mevzuu bu çalışmada yargı kararlarını da kapsayacak şekilde irdelenmiştir.
ISSN: 2148-3760 Başlangıç: 2023 Periyot: Yılda 2 Sayı Yayımcı: İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi
İYYÜHFD © 2023, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından CC BY-NC-ND 4.0 lisansıyla lisanslanmıştır.
Bu web sitesinde yer alan tüm içerikler Dergi Yönetimi sorumluluğundadır. Sorumluluk reddi beyanı için tıklayınız.